| Sılam Sensin Allah'ım |
|
|
|
Gül dalının özsuyundan Güvercin kanadının süt rengi tüyünden Yahut kar tanesinin toprağa düşüş sesinden Bir mürekkep yapılmadıkça Kalemim yazamazsa , yüreğim var ya İşte onun için Bir kere değil , bin kere ALLAH diye diye… Sılam Sensin Allah’ım
Çiçekler açtı bu güne kadar fakat Daha açacak yeni çiçekler var Senin için , olmalı Sevdalı kuşlar şakıdı bugüne kadar,fakat Daha güzelliği söyleyecek yeni kuşlar var Senin için , olmalı.
İşte Biri diğerine hasret insanlar gibi Hasret dolu dünler ve yarınlar böyle beklerken Ve ben Saniyeler ölümsüz saatler için ölüm getirdikçe Elim yüzüm aynalarda görünüverdikçe,sonsuz çok, Sonsuz ölümlü Kıyılarda çizgileri seçemedikçe Korkarım Korkarım hasretlik anlatılamadan ölümüm gelirse Gelecek ölümden ,kavuşmak değildir diye korkarım.
Böyle yarım sevdalarda iken ben Bir “neredesin” var yüreğimin üzerinde. Bilal-i Habeşi’nin işkence taşı. Hasretin mi Hasretin mi üzüyor Hasretin mi üzüyor hep içimizi? Hasret ki ayrılığın işaretidir,Senki sılamsın. Hasretini unutturma Allah’ım Yalvarırım…
Zaman uyanmak zamanı ama Uyanıp , yalın kılıç aşk kuşanıp karanlığı çözmek zamanı Ama Gece mi, esaret mi? Hangisi yaman? Belli ki üşüyoruz biz, ürküyoruz karanlıktan Hilal de durgun Belli ki gönlümüz yorgun Rabbim, sabaha ulaşacak güç ver bize, ama önce Sabaha ulaşmaktan yana umut ver Esirgeme vatan toprağını hiçbirimizden Büyüt bizi, dirilt bizi, göğü saran kollar ver bize Her geceyi gündüz Her çileyi rahmet eyle Allah’ım Yalvarırım… |